Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Melih Bulu: Asla istifayı düşünmüyorum

Melih Bulu’nun CNN TÜRK’e yaptığı açıklamalar şöyle:

“OKULUN BARIŞÇIL ORTAMI PROVOKE EDİLMEK İSTENİYOR”

Boğaziçi Üniversitesi aslında barışın, demokratik söz vermenin öne çıktığı bir üniversite. Ama dışarıdan özellikle bir şekilde Boğaziçi’nin bu ortamı herhalde provoke edilmeye çalışılıyor. Boğaziçi Üniversitesi hem hocaları hem öğrencileri, burada sükunetini koruyorlar. Yani ama bu tip şeyler, provokasyonlar maalesef bir kaç kezdir deneniyor. Bu kapsamda değerlendirmek lazım. Ama ben zaman içerisinde ve uzlaşma kültürünün devam edeceğini, bir sorun olmayacağını düşünüyorum. Zaten gidişat da bu şekilde.

Ben öğrencilerle zaten ilk geldiğim gündeki şeylerde de görüştüm. Ama tabi çok kalabalık bir grupla iletişim kurmak, bir konuda uzlaşmak kolay olmuyor. O yüzden de ilk öğrencilerin hepsiyle bir arada görüştüm. Ama oradan bir şey olmayınca bu sefer dedim ki ‘Temsilcilerinizi belirleyin, bana gönderin.’ Ben onlarla daha net ve iletişim kurabilir bir şekilde görüşmek istedim ama öğrencilerden bu talebime karşılık gelmedi. O yüzden de bir konuşma zemin oluşmadı.

“İSTİFA SÖZ KONUSU DEĞİL, GÖREVİMİN BAŞINDAYIM”

İstifam söz konusu değil. Sonuçta ben hukuki çerçevede atanmış rektörüm ve görevimin başındayım. Gayet de güzel işler yapmaya başladım zaten.

“LGBT ADAY KULÜPTÜ, TAHKİKAT SONRASI ADAYLIĞI BİTTİ”

Bizim kulüp sistemimize aday kulüpler ve kulüpler var. LGBT aday kulüpte, yani kulübü onaylanmış bir kulüp değil. Adaylık sürecinde olan bir kulüptü ve 2 yılı aşkın süredir de bu süreç devam ediyordu. Çünkü kulüp olabilmesi için kulüplerin gerçekten kulüp faaliyetlerine yakışır çalışmalar içerisinde olmaları izleniyor. Bu son gelişmeler de bu Kâbe ile ilgili resim daha sonra da LGBT’nin odasında yasadışı dokümanların bulunması ile ilgili tahkikat başladı. O kapsamda da tabii LGBT asıl amacından farklı noktalara giden bir kulüp adayı izlenimi gösterdiği için adaylık süreci sonra sonlandırıldı. Aday kulüplerin mutlaka kendi çerçevelerinde, tanımlarında olan işlerle uğraşmaları bekleniyor. Yoksa başka yerlere girip hele bunların da soruşturmalara tabi olan konular olması tabi adaylık sürecini etkiliyor. 

“BOĞAZİÇİ EYLEMLERİ DURULACAKTIR”

Boğaziçi Üniversitesi yurt içi ve yurt dışında bilinen bir üniversite olduğu için burada olanlar herkesin dikkatini çekiyor. Yurt içi, yurt dışı. Herkes kendi fikrini söylemekte özgür. Yani ben en azından Boğaziçi’nde bu ortamı sonuna kadar savunan biriyim. Tabi ki işin fikir ifade etme sınırlarını geçmesi lazım. Yani işin kaba kuvvete dönüşmesi lazım. Birbirlerinin haklarını ihlale dönüşmemesi lazım. Hem hocalar anlamında hem öğrenciler anlamında bu olduğu sürece sorun olmaz. Zaman içerisinde herkesin de bu kültüre ben bir şekilde uyacağını düşünüyorum. Orada bir sorun olacağını düşünmüyorum. Eylemlerin duyurulacağını düşünüyorum.

“KENDİLERİNİ İFADE ETMEK ONLARIN HAKKI”

Bizim çok sayıda hocamız var. Yani eylem yapan hocalarımız var. Kendilerini ifade eden hocalarımız var. Bu onların hakkı. Protesto kültürü bizde vardır. Bu kapsamda değerlendirmek lazım. İnsanlar fikirlerini söyleyecekler. Yani eylem yapan çok az bir hocamız var ama çoğunlukla da ben ben birebir çoklu toplantılarımı yapıyorum. Asıl daha da önemlisi projelerimizi yapıyoruz. Tabii ki bu resmi açıklama yeri değil ama güzel şeylerimiz olacak. Onun için ayrı bir toplantı yapacağım. Ama Boğaziçi’ni hak ettiği yere getirmek için güzel çalışmalar yapacağız diye düşünüyorum.

“ÖGRENCİLERLE BİR ARAYA GELİYORUZ”

Boğaziçi öğrencileri ile biz yazışıyoruz. Yani sosyal medyadan yazışıyoruz, sanal ortamda yaşıyoruz. Ayrıca bir araya geliyoruz. Yani o konuda bir şeyiniz olmasın. Sadece protestocu öğrencilerle zaman zaman bir araya gelemiyoruz. Yoksa bunun dışında bir araya geliyoruz. Ama benim öğrencilerimize mesajım üniversitemizin markasına zarar verecek şeylerden kaçınmaları. Çünkü biz hepimiz aynı gemideyiz ve Boğaziçi’nin markasına zarar verirsek bundan hepimiz zarar görürüz. Öğrencilerimizin ve hocalarımızın da demokratik eleştirme hakları vardır. Ben bunu sonuna kadar arkasındayım. Ama demokraside başkalarının özgürlüğünü kısıtlamaya girdiğiniz zaman o orada tabi ki o çizgiye dikkat etmek lazım. Protestoları da bu çerçevede yapmaları çok kıymetlidir diye düşünüyorum. Bunun dışında tabii şimdi final zamanı derslerine iyi çalışsınlar. Finallerinde iyi notlar alsınlar.

POLİSİ ÜNİVERSİTEYE NEDEN ÇAĞIRDI?

Şimdi üniversitemize polis yoktur. Yani burada bir yanlış anlama var. Üniversitemizde polis olmasını gerektirecek bir durum olduğu zaman ancak polisler davet edilebilir. Geçen günkü olayda bir grup öğrenci üniversite binasını ablukaya aldı. Yani üniversite rektörlüğü ablukaya aldı ve burada da rektörlük binasında çalışanların dışarıya çıkması engellendi. Ve akşam 9 oldu. Buna rağmen bu abluka devam edince çünkü biliyorsunuz sokağa çıkma yasağı başlıyor 9’da da. O zaman buradaki çalışanların güvenli bir şekilde evlerine gidebilmeleri için polisten destek isteme ihtiyacı doğdu. Bütün olay budur. Keskin nişancıların geldiği gibi bir şey yok. Sadece güvenli bir şekilde rektörlük binasında çalışanların evlerine gitmeleri sağlandı. Bu konuda okullarda çalışanlardan bir destek istendi. İnsanların yani rektörlük binasında evlerine gitmeleri 9’a kadar engellendi.